Ana sayfa Ünlü Sözleri Turgut Uyar Sözleri

Turgut Uyar Sözleri

78
0
Turgut Uyar En Güzel Sözleri

Turgut Uyar Sözleri, Turgut UYAR kimdir? Turgut UYAR 4 Ağustos 1927 yılında Ankara’da dünyaya gelen ve 22 Ağustos 1985 yılında İstanbul’da hayata gözlerini kapayan Türk Şairlerimizdendir. Bir çok eseri bulunan Turgut Uyar’ın bazı eserleri; Göğe Bakma Durağı, Bir Şiirden, Dünyanın En Güzel Arabistanı adlı eserleri yazmıştır. Turgut Uyar’ın En Güzel Sözlerini ister sosyal medya hesaplarınız dan paylaşabilir isterseniz de Turgut Uyar Whatsapp durumu olarak kullanabilirsiniz. Keyifli okumalar, Keyifli paylaşımlar.

Turgut Uyar Sözleri

Cümbür cemaat aşka abanıyoruz.

Ne yapalım bari bağışlayalım birbirimizi.

Biliyoruz neyi bölüştüğümüzü. Konuşmasak da.

İnsan en çok sabahları arar sevdiği kadını.

Senin bir yönün var orda durur yaşarım!

Sevgim acıyor. Kimi sevsem, kim beni sevse.

Sana olmayan özlem bir şeye benzemiyor.

Sana diyeceğim şu ki küçüğüm; büyüme! Hayat seni de mahveder.

Zamansız gelme elim kolum dağınıksa sarılamam!

Düşünüyorum da biz, büyüyerek çocukluk etmişiz.

Herkes ne zaman ölür? Elbet gülünün solduğu akşam.

Hayatın kutlu olsun sevgilim ki sana değişe değişe aktım.

Hâlbuki korkulacak hiçbir şey yoktu ortalıkta, Her şey naylondandı o kadar.

Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım. Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum.

Başının o ağrısı beni görüncedir. Bana baktıkça yalnızlığın geliyor aklına.

Şimdi otobüs gelir biner gideriz dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç.

Toprak, sevdiklerimizi aldığı için mi böyle güzel kokar?

Az sözle çok şey anlatacaksın. Seni seviyorum diyeceksin sadece ama öyle her zaman değil, yalnızca hissettiğinde.

Bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak.

Ancak durursa anlaşılır saatin kaç olduğu.

Gün gelir herkes sevdiğini anlar kasla göz arasında.

Biri kurbağa öper, biri yüzyıllarca uyur, biri 7 cüceyle yaşar, biri kuleye kapatılır. Bir masal prensesi olsan bile kadınlık zor.

Yüz dilde seni seviyorum desen ne fayda. Bir dilde adam gibi sevmedikten sonra.

Sen nereye ben oraya adım adım. İnsan sevdikçe iyileşiyor, artık anladım.

Bozuk bir saattir yüreğim, hep sende durur.

Belki de asıl ustalık budur; her zaman acemi olmayı bilmek.

Belki yağmura da gerek kalmazdı, insanlar bu kadar kirli olmasaydı.

Eylül toparlandı gitti işte ekim falan da gider bu gidişle.

Hiçbir şey umurumda değil diyorum aşktan ve umuttan başka.

Her kadın hoşlandığı adamın soyadını aldığında nasıl durur diye içinden söylemiş ya da bir yerlere yazmıştır.

Elbet hep böyle geçmeyecek ömrüm, biliyorum bu çeşit yaşamak, zor. Kim bilir tanrım, kim bilir hangi güzel yerde beni, hangi ölesiye sevda bekliyor?

Ben aslında her şeyi sonradan öğrendim. Herkes herkesi sonradan öğrenirmiş; bunu da sonradan öğrendim.

Herkes bıraksın senin için ölürüm laflarını. Önce kendiniz için yaşamayı öğrenin, sonra başkası için ölürsünüz.

Kaç kişiyi öldürdüm düşlerimde, kaç kilo çekerdi yalnızlık. Kaç kere ezildim altında yaz yağmurlarının.

Ve oturuldu bir takım şeyler söylendi. İmla kurallarıyla mutsuzluk üstüne.

Kadınları mutlu etmenin 20 yolu’ diye bir sürü gereksiz haber çıkıyor. Tek maddede açıklıyorum: dürüst olun, yeter.

Tel cambazı istiyordu ki dünya istediği gibi olsun. Bile bile aldanmaya vardırıyordu işi. Ama olmuyordu kendisi vardı.

Her şeyden biraz kalır diyor birileri, çoğulluk haklılıktır. Kavanozda biraz kahve, kutuda biraz ekmek, insanda biraz acı.

Özenle soyduğum şu elma şöyle şimdi kimindir özenle ne yapıyorsam bilirsin artık senindir.

Bazen sadece onun sende bıraktığı izleri özlersin, her şarkıda ayrı bir hatıra saklıdır san ki; istesen de silemezsin.

Bir insan birini yalnızken hatırlıyorsa sevmemiştir, ansızın aklına getirip yalnızlaşıyorsa. İşte o zaman sevmiştir.

Ne o beni kandırmıştı. Ne ben onu baştan çıkarmıştım. İkimizde bildiklerimizin ötesine, bulduklarımızın üstüne çıkmak istemiştik. Bir noksanlığı var sanıyorduk bütün olanların belki. Ama aslında bütünlüklerimize bahaneydik.

Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar şu aranıp duran korkak ellerimi tut bu evleri atla bu evleri de bunları da göğe bakalım.

Ben seni uyuttum, seni karıştırdım, seni şaşırdım bir şeyler akıp akıp giderdi, dünyada başvurduğum bir şeydin, yalnızlığım gibi. Yanında sonsuz durduğum.

Hazırladım, hazıra durdum giydirdim gölgemi kuş çığlığı senin bölgen sorma benim bölgemi aşklar telef olur gider sokak köpeği gibi gitsin harcansın bazı şeyler sen dur e mi?

Durduğum yer benim değil iken, gidebilecek bir yerimin olmaması ne acı; gidebilecek bir yerim yok iken hala ve inatla durmayışım ne gaflet; nihayetinde olmuyorken yaşıyor olan insanın, yaşıyorken olduğunu bilmemesi bu, bu ne tuhaf bi’ hayret.

Sayfaya Güzel Bir Söz Bırak

avatar
  Abone ol  
Bildir