Ana sayfa Ünlü Sözleri Şeyh Edebali Sözleri

Şeyh Edebali Sözleri

255
0
Şeyh Edebali Sözleri

Şeyh Edebali Sözleri, Şeyh Edebali Kimdir? Osmanlı Devletinin Fikir Babası Şeyh Edebali, 1206 ve 1326 yılları arasında Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarında yaşamış bir din bilginidir. Osman Gazi’nin Kayınbabası olmakla beraber aynı zaman da hocasıdır. Bugün Bilecik’te bulunan üniversiteye adı verilen Şeyh Edebali aslen de Karaman’lı olup Hz. Mevlana ve Hacı Bektaş Veli gibi alimlerin de sohbetlerine katılmıştır. Şeyh Edebali’nin En güzel sözlerini sayfamızda sizler için derledik. En güzel Şeyh Edebali Sözlerini ister sosyal medya hesaplarınız dan paylaşabilir isterseniz de sevdiklerinize, ailenize veya arkadaş whatsapp grubunuzla paylaşabilirsiniz. Sayfamıza Şeyh Edebali Sözleri ile ilgili yorum veya düşüncelerinizi yazarak sayfamıza değer katabilirsiniz. Keyifli okumalar, Keyifli paylaşımlar.

Şeyh Edebali Sözleri

Haklı olduğun mücadeleden korkma! Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler.

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.

Ey Oğul! Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana… Güceniklik bize; gönül almak sana.. Suçlamak bize; katlanmak sana.. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana… Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana…

İlim bil, irfan bil, söz bil.

Gördün söyleme, bildin bilme.

Mert ol, yürekli ol.

Usul bil, adap bil, sınır bil.

Durmaya, dinlenmeye hakkımız yok. Çünkü zaman yok, süre az!

Hal bil, ahval bil, gönül bil.

Sen seni bil; ömrünce bu yeter sana.

Suçlamak bize; katlanmak sana.

Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördün, söyleme; bildin deme!

Sevildiğin yere sık gidip gelme; muhabbet ve itibarın zedelenir…

İkram bil, kural bil, doyum bil.

Çok konuşma, boş konuşma, kem konuşma.

Saygısızla dost olma: usul bilmez, adap bilmez, sınır bilmez; üzülürsün.

Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.

Açgözlü ile dost olma: ikram bilmez, kural bilmez, doymak bilmez; üzülürsün.

Bundan sonra öfke bize; uysallık sana.

Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin.

Üç kişiye acı; cahiller arasındaki âlime, zenginken fakir düşene, hatırlı iken itibarını kaybedene.

Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı, Allah Teâlâ yardımcın olsun.

Hayvan olur semeri kalır; insan olur eseri kalır. Gidenin değil bırakmayanın ardından ağlamalı.

Sevgi davanın esası olmalıdır. Sevmek ise, sessizliktedir. Bağırarak sevilmez. Görünerek de sevilmez!

Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgârlarında savrulur gidersin.

Bilesin ki, atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler.

Yüksekte yer tutanlar aşağıdakiler kadar emniyette değildir.

Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.

Ukalayla dost olma: çok konuşur, boş konuşur, kem konuşur; üzülürsün.

Ananı ve atanı say! Bil ki bereket, büyüklerle beraberdir.

Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.

Sabır kara bir dikeni yutmak, diken içini parçalayıp geçerken de hiç ses çıkarmamaktadır.

Görgüsüzle dost olma: yol bilmez, yordam bilmez, kural bilmez; üzülürsün.

Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir.

Kibirliyle dost olma: hal bilmez, ahval bilmez, gönül bilmez; üzülürsün.

Faydalı ile faydasızı ayırt edebilenler, bilgi sahibi olanlardır.

En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman, insanın kendisidir. Dost ise, nefsi tanıyanın kendisidir.

Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin.

Cahil ile dost olma: ilim bilmez, irfan bilmez, söz bilmez; üzülürsün.

Namertle dost olma: mertlik bilmez, yürek bilmez, dost bilmez; üzülürsün.

Ey oğul sabretmesini bil. Vaktinden önce çiçek açmaz. Şunu da unutma; insanı yaşat ki devlet yaşasın.

Bey memleketten öte değildir. Bir savaş yalnızca bey için yapılmaz. Durmaya dinlenmeye hakkımız yok çünkü zaman yok süre az.

Beyliğini mübarek kilsin. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin.

Milletin, kendi irfanın içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfandır.

Hayvan ölür, semeri kalır; insan ölür eseri kalır. Gidenin değil, bırakmayanın ardından ağlamalı. Bırakanın da bıraktığı yerden devam etmeli.

Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez. Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın. Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın…

Kişinin gücü, günün birinde tükenir, ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile içeri sızar, aydınlığa kavuşturur.

Yalnızlık korkanadır. Toprağın ekim zamanını bilen çiftçi, başkasına danışmaz. Yalnız başına kalsa da! Yeter ki, toprağın tavda olduğunu bilebilsin.

Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizemler, bilinmeyenler, görülmeyenler, ancak; senin fazilet ve erdemlerinle gün ışığına çıkacaktır.

Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de düşünce, fikir ve dualarla bize va’dedilenin önünü açmalıyız. Tıkanıklığı temizlemeliyiz.

İnsan bir kere oturdu mu, yerinden kolay kolay kalkmaz. Kişi kıpırdamayınca uyuşur. Uyuşunca laflamaya başlar. Laf dedikoduya dönüşür. Dedikodu başlayınca da gayri iflah etmez. Dost, düşman olur; düşman, canavar kesilir!

Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima sabırlı, sebatkâr ve iradene sahip olasın! Sabır çok önemlidir. Bir bey sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz.

İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizlilikler, bilinmeyenler, ancak senin fazilet ve adaletinle gün ışığına çıkacaktır.

Savaşı sevmem. Kan akıtmaktan hoşlanmam. Yine de, bilirim ki, kılıç kalkıp inmelidir. Fakat bu kalkıp-iniş yaşatmak için olmalıdır. Hele kişinin kişiye kılıç indirmesi bir cinayettir. Bey memleketten öte değildir. Bir savaş, yalnızca bey için yapılmaz.

Ülke, idare edenin, oğulları ve kardeşleriyle bölüştüğü ortak malı değildir. Ülke sadece idare edene aittir. Ölünce, yerine kim geçerse, ülkenin idaresi onun olur. Vaktiyle yanılan atalarımız, sağlıklarında devletlerini oğulları ve kardeşleri arasında bölüştüler. Bunun içindir ki, yaşayamadılar.

Sayfaya Güzel Bir Söz Bırak

avatar
  Abone ol  
Bildir