Ana sayfa Ünlü Sözleri Dostoyevski Sözleri

Dostoyevski Sözleri

151
0
Dostoyevski Sözleri

Tam adı Fyodor Mihayloviç Dostoyevski olan Dostoyevski Rus asıllı roman yazardır. 11 Kasım 1821 yılında Moskova da doğan Dostoyevski’nin çocukluğuda baya zor geçmiştir. Sarhoş bir baba ve hastalıklı bir anne ile çocukluğu geçmiş sonrasında mühendislik okulunu kazanarak Petersburg’da okumaya başladı. Babasının ölüm haberini burada alan Dostoyevski 1866 yılında Suç ve Ceza adlı romanı, Budala, Karamazov Kardeşler gibi romanları yazmıştır. Dostoyevski’nin en güzel sözlerini sayfamızda derledik. Beğendiğiniz sözleri ister sosyal medya Facebook, Instagram, Twitter, Pinterest, Tumblr hesaplarınız dan yada Resimli Dostoyevski Whatsapp Durum sözleri olarak paylaşabilir sevdiklerinize, arkadaşlarınıza gönderebilirsiniz. Dostoyevski 9 Şubat 1881 yılında Petersburg da hayatını kaybetmiş İkili Oyun, Düş Avcısı, Günahkarlar gibi birçok filme de konu olmuştur. Resimli Dostoyevski Sözleri ile ilgili görüş ve düşüncelerinizi yorum olarak sayfamıza yazabilirsiniz. Keyifli okumalar, Keyifli paylaşımlar…

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski Sözleri

Bil ki, “mutlu son” diye bir şey yoktur.Çünkü, bir şeyde “son” varsa orada mutluluk yoktur!

İnsanların bazen neye güldüklerini anlamak güçtür.

Şurası açıktır ki, biz sevgiyi acıya bulayarak severiz.

Bir insanın en iyi tarifi iki ayaklı ve nankör olmasıdır.

İnsanın aklı çoğaldıkça can sıkıntısı artar.

Tabiata karşı işlenen bir suçun öcü, insan adaletinden daha zorlu olur.

Sadece hayat veren değil, hayat verip hak eden, baba adını taşıyabilir.

Niyeti iyilik olan, karşılaştığı kötülüğe takılıp kalmaz.

Kılıcı kınından çekenin kendi de kılıç altında can verir.

Sönmüş dostluklar üzerine aşılanmış kin ağacı en öldürücü yemişleri verir.

Her insan herkes karşısında her şeyden sorumludur.

İnsanlar mutsuz olmadıkça başkalarının mutsuzluğunu anlayamaz.

Üzülmek ve acı çekmek, büyük bilinçler ve derin yürekler için her zaman zorunludur.

İnsan yaşamayı ve yaşamamayı aynı şey diye kabul ettiği zaman hürriyete kavuşur.

Yanlış kişiden samimiyet beklediğin an, kırılıyorsun.

Hiçbir zaman doğru insan çıkmaz karşına. Ya zaman yanlıştır ya da insan.

Başkaları için kendinizi unutursanız, o zaman sizi daima hatırlayacaklardır.

Sevgi ile kin kalpte uzun süre barınamaz.

Dilencinin gururu olmaz.

Çocuk dünyanın en büyük saadetidir.

Acıda hazların en tatlısı saklıdır.

Elindeki güç kadar oluyor, insanın isyanı da!

Bir insan ne denli faziletli ise o denli bencildir.

Rus’u kazıyın, altından kesinlikle Kazak çıkar.

Felaket, bulaşıcı bir hastalıktır.

Tanrı olmasaydı her şey mubah olurdu.

Hayatta hep mutlu olursam, Hayalini kuracak neyim kalır?

Yargıç doğru karar verseydi, belki de suçlu suç işlemezdi.

Kadın, her şeyi gören gözü bile aldatır.

Korku, yalan doğurur.

Zamana güven, her şey unutulur.

İyi insan, gülüşünü sevdiğiniz kişidir.

Sevmek; Güzel birinde aşkı aramak değil, Bir başkasında; ‘Kendini bulmaktır.

Başkaları için kendinizi unutun o zaman sizi de hatırlayacaklardır.

Kolay bulunan bir sevgi mi, yoksa insanı yücelten bir acı mı daha önemli?

Hiçbir sır yoktur ki herkes duymuş olmasın.

Bir anlık mutluluklar değil mi yaşamı bunca güzel, bunca yaşanılası kılan?

Büyük insanlar şu dünyada büyük acılar çekmek zorundadırlar.

Bu dünyadaki en zor şey, kendi kendine sadık kalmaktır.

Erkek, ulaşamadığı kadını lanetler. Kadın, ulaşamadığı erkeğe “aşk der.

Zerrece suçum olmadığı halde birtakım düşler kurarak kendi kendimi suçlu bulduğum olmuştur…

Para bir hiçliği bile birinci yere getiren biricik yoldur.

Sevgi her zaman karşılık görür, kin de.

Tok olan açın halinden anlamaz derler; ama bazen, aç olan da açın halinden anlamıyor…

Aşk olduktan sonra saadetsiz yaşanabilir.

İnsanın ruhunu yücelten acı, ucuz bir mutluluktan daha değerlidir.

İnsanın yalnızca mutluluğa değil, mutsuzluğa da ihtiyacı vardır. Mutluluk kadar mutsuzluk da gereklidir.

Yaşamdan korkmayın çocuklar. İyi, doğru bir şey yaptığınız zaman yaşam öyle güzel ki.

İnsanların birbirini tanıması için en iyi zaman, ayrılmalarına en yakın zamandır.

Hayata yeniden başlasaydım, saniyelerin nabzını tutardım.

İnsanların saadet kadar felakete de ihtiyacı vardır.

Acı ve üzüntü, engin bir bilinç ve derin bir yürek için her zaman zorunludur.

Güçlü bir ruha ve yaradılışa sahip kadınlar hele tutkuluysalar başka türlü severler. Acımasızca severler.

Birini terk etmeye karar verdiğinde o kararın altında yatan gerçek Aslında senin çoktan terkedilmiş olduğundur…

Eğer kirli bir ırmağı içine alıyorsan, bozulmadan kalabilmen için deniz olmalısın.

İlim çağımızın en tehlikeli belasıdır. Onun verdiği zararları savaşlar, kıtlıklar, hastalıklar bile veremez.

Her şey üstüne üstüne geliyorsa, Belki de sen ters gidiyorsundur..

İnsanın yaptığı yanlışlardan en büyüğü, başkaları karşısında gülünç olmaktan korkmasıdır.

Hayatımızda en yüce, en güçlü, en faydalı dayanağımız, ana baba evinden kalan hatıralarımızdır.

Bil ki, İnsanın değerini varlığı değil yokluğu gösterir. Unutma, Yokluğu bir şey değiştirmeyenin, varlığı gereksizdir.

İyi kalpli bir insanın aptallığından daha büyük aptallık olur mu?

Yeni bir adım atma, yeni bir kelime söyleme, insanların en fazla korktuğudur.

İnsanın kendisinden yüz çevirmeye, dünyada olup bitenleri görmemezlikten gelmeye hakkı yoktur.

İster tatlı, ister acı olsun, hatıra insana ıstırap verir.

Ne garip değil mi ? Sevdiğimiz insanın her yalanında bir doğru, sevmediğimiz insanın her doğrusunda bir yalan ararız.

Dünya mı yıkılsın yoksa bir bardak çay mı içersin? deseler.. Ben çayımı içtikten sonra dünyanın canı cehenneme derdim.

Birisini sevmek; onu Yaratıcının kastettiği şekilde görmektir.

Bir insan umudunu yitirir ve amaçsız kalırsa, sırf can sıkıntısı bile onu bir hayvana çevirebilir.

Bir anne için, evladının kapısında durup, ondan sadaka ister gibi sevgi dilenmekten daha onur kırıcı bir şey olamaz.

Kimilerine derler ki: Bu sersem, bundan adam olmaz. Bende diyorum ki: Ne yapsınlar peki, yanlış hayat doğru yaşanmaz.

Başkaldıranları her zaman yenecek üç güç vardır yeryüzünde bunlar; mucize, sır ve otoritedir.

Evlenme boşanma işi sırf kadınların elinde olsaydı, bir tek nikâh sağlam kalmazdı.

İnsan gayeye ulaşmak için çalışmayı sever, fakat ulaşmayı pek istemez; bu hal hiç şüphesiz çok gülünçtür.

Kalbi olup da aklı olmayan bir kadın, aklı olup da kalbi olmayan bir kadın kadar mutsuzdur.

Herkesin yanlış yaptığı şeyi sen doğru yaparsan; Herkesin yaptığı doğru, senin yaptığın yanlış olur.

Kim bilir insanların seni aşağılaması belki daha iyidir. Böylelikle hiç olmazsa kendilerini sevmek zahmetinden kurtarıyorlar.

İnsan, hayata iki anlam yükler: Biri ağlarken, diğeri gülerken ve tek bir kere kıymet bilir; O da elindekini kaybederken.

Acı ve acı çekme, büyük bir zekâya ve duyarlı bir yüreğe sahip kişiler için her zaman kaçınılmazdır…

Kadını kalkındıran, onu uçurumun dibine kadar yuvarlanmaktan koruyarak hayata yeniden doğmasını sağlayan biricik kuvvet aşktır.

Aslında insanı en çok acıtan şey; hayal kırıkları değil. Yaşanması mümkünken, yaşayamadığı mutluluklardır.

Gerektiği zaman ağlamaktan çekinme. Çünkü gözyaşları, söyleyemediklerini söylemek içindir.

Konuşarak anlatılmaz her şey, bazen susmak yeter aslında. Unutma; Konuşmak bir ihtiyaç olabilir, ama susmak cevaptır anlayana..

Gülüş, ruhun hiç şaşmayan aynasıdır. Yalnız çocuklar kusursuz bir gülüşle gülmesini bilirler.

Mutlu olmanın iki yolu var: Ya isteklerinizi azaltacaksınız ya da imkanlarınızı zorlayacaksınız.

Rahatlıkla mutluluk olmaz. Mutluluk acıyla elde edilir. İnsanoğlu hayata mutlu olmak için gelmemiştir.

Eğer karşındaki kişi kadınsa, yapacağın hamleyi iki kere düşünmen gerekir. Çünkü o hep bir adım öndedir.

Düştüğünde yanında olan değil, kalkman için el uzatan dosttur. Unutma, kötü günde katkısı olmayanın iyi günde hissesi yoktur.

Gururlu bir insan, ancak kendini bilen ve kendini büyük bir titizlikle sorgulayıp, küçümseyen insandır.

Bence, şeytan diye bir şey gerçekte yoksa kişioğlu uydurmuşsa onu, kendine bakarak, kendisini örnek alarak uydurmuştur.

Kadın, her ihtiyacını karşılayacak tek bir erkeği ister. Erkek ise, tek ihtiyacını karşılayacak her kadını.

Hayatta elinden gelen her şeyi yapmadan, seçtiğin kadını sevmekten vazgeçip onu gerçek karakteriyle görmeye başlamadan önce evlenme.

Hayat bir sınavdır; ama diğer sınavlara pek de benzemez. Çünkü bazen yaptığın bir yanlış, tüm doğrularını götürebilir.

Gözleri sürekli gözlerindeyse sana olan merakındandır; ama gözlerini senden kaçırıyorsa, o gözlerde sana ait bir şeyler vardır.

Bir ağacın önünden onu sevmeden, onun var oluşundan mutluluk duymadan geçilebileceğini aklım almıyor.

Bazen susarsın. Yenilmiş sanırlar seni, eksik ve yaramaz. Unutma, susan bilir ki konuştuğu zaman kimse kaldıramaz.

Bir kadının yaşamı; herhangi bir erkeğe boyun eğip bağlanmak için bir arayıştan başka bir şey değildir.

İnsan daima başına gelen felaketleri sayar, sevinçleri değil. Eğer saysaydı, dünyanın kendisine yeterince mutluluk sunmuş olduğunu anlardı.

Başarılı olmayı hedefleyen bir kimsenin, başına gelecek zararları ve yıkımları da göze alması gerekir. Bu da, sağlam bir kişiliğe sahip insanlarda bulunabilir ancak.

Seni benden koparıyorlar. Hayır, hayır! Seni değil; kalbimi koparıp götürüyorlar. Nasıl iştir bu? Hem ağlıyor, hem gidiyorsun.

Güzel bir kadın göze, İyi bir kadın kalbe hoş görünür. “Birincisi pırlanta gibi ama geçici, İkincisi mutluluk kadar gerçekçidir.

Hiçbir şeye şaşmamak, çok akıllı olmanın belirtisidir derler; bence aynı ölçüde ve aynı güçte ahmaklık belirtisidir de.

Amacına ulaşmak için hiçbir şeyi küçümseme, tam ulaşamazsan bile dene; Belki başarırsın. Hepimizin güvenini bağladığımız şu ‘ Belki ‘ hiç de azımsanmayacak bir umuttur.

İnsan bir şeyi elde etmek için çabalar. Onu elde edince de bir kenara atar. Gerçek değerini ise onu kaybedince anlar.

Kalp bir kez kırıldı mı, Hiç kimseye aldırmaz ve hiçbir şeyi umursamaz. Belki mutluluğun sonu, ama huzurun başlangıcıdır bu.

Bir kadın bakıyor pencereden. Mutsuz. Bir adam geçiyor karşı kaldırımdan. Umutsuz… Aşk, tam ortada duruyor. Adam bakıyor. Kadın ağlıyor. Aşk, geçip gidiyor.

Sevmek; güzel birinde aşkı aramak değil. O kişide, bilmediğin bir zamanın beklenmedik bir anında, ‘kendini bulmaktır.

Kadınlar sözleriyle değil, gözleriyle konuşur aslında. Bu yüzden onları anlamak için dinlemek yetmez, izlemek gerek yalnızca.

Bir gün sana dair yazacak yer olursa, o yerde ilk karşılaşmamızı anlatırım; Bu, bir şey ifade etmeyen boş bir hikâyedir! Ama ben ondan tam bir piramit yaptım…

Şuna kesinlikle inanın ki, halkını anlamayan, onunla bağlarını koparan insan bunu yaptığı ölçüde yurduna inancını yitirir, ya dinsiz olur ya da duygusuz bir odun.

Her mutsuzluğun ötesinde yine yaşam bekler.. Ama insana özgü bir yeteneksizliktir yaşayamamak!.. Yoksa hangi balık boğmuş kendini; Hangi serçe atlamış damdan.

Buluşlar gerçekleştirenler, dâhiler alanlarıyla ilgili çalışmalarının ilk yıllarında çoğu kez son yıllarında da toplum tarafından hep birer salak olarak görülmüşlerdir.

Eğer sen, başkalarından kendine saygı beklersen bu onlar için büyük bir şeydir. Sadece kendine saygı duyabilirsen diğerleri de sana saygı duymaya mecbur kalır.

Diyelim ki, derin bir acım var, karşımdakinin acımın ölçüsünü tam olarak öğrenmesi olanaksızdır. Çünkü o hiçbir zaman benliğime gitmez, sadece bir başkası olarak kalır.

Ben hasta bir adamım… Gösterişsiz, içi hınçla dolu bir adamım ben. Sanıyorum, karaciğerimden hastayım. Doğrusunu isterseniz, ne hastalığımdan anladığım var, ne de neremin ağrıdığını tam olarak biliyorum.

Bazı insanlar gülüşleriyle kendilerini büsbütün ele verirler, siz de onun bütün iç yüzünü bir anda anlayıverirsiniz. Hatta hiç şüphe yok ki zeki bir gülüş bazen iğrenç olur, iyi görebilmek için her şeyden önce içten olmak gerekir.

İyi yürekli akılsız bir aptal, kötü yürekli akıllı aptallar kadar mutsuzdur. Bilinen bir gerçek bu. İşte ben iyi yürekli, akılsız aptalın biriyim. Sen de zeki, kötü yürekli bir aptalsın. İkimiz de mutsuzuz, ikimiz de acı çekiyoruz.

Üstün zekâlı insanlarda paradoksal düşünceler oluşur. Onlar yaşamları boyunca bu düşüncelerinden dolayı ızdırap çekerler. Ve düşünceleriyle birlikte yaşamanın bu denli acı verici, hatta imkânsız olması için yüksek bir fiyat ödemişlerdir.

İnsanlar aptal olmasalar bile, şunu söyleyeyim ki, dehşetli nankördürler. Evet, hem de eşi bulunmaz bir nankör. Bana kalırsa insanı, iki ayaklı nankör yaratık diye tarif edebiliriz. Bu kadarla yetinirsek, en önemli kusuru unutmuş oluruz. İnsanın en büyük kusuru: Erdemsizliğidir.

İnsanlığa hizmet yolunda büyük işler başarmayı düşlüyorum sık sık, gerçekten de insanların mutluluğu uğruna çarmıha gerilmeye bile giderim belki, ama öte yandan bir insanla aynı odada iki gün yalnız kalmaya dayanamam, bunu deneyimlerimden biliyorum. Bana yakın olunca kişiliği onurumu eziyor, özgürlüğümü kısıtlıyor. Gelgelelim, kişilerden nefret ettiğim ölçüde insanlığa olan sevgim artıyor.

Diğer sözlerimizi de inceleyiniz…
Aristoteles Sözleri sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Muhammed Ali Güzel Sözler sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Audrey Hepburn Sözler sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Sayfaya Güzel Bir Söz Bırak

avatar
  Abone ol  
Bildir